Çifte Döviz Kuruna Sahip “Güvenilir Ortak”: Türkmenistan’ın Resmî Ekonomi Söyleminin Ardında Ne Var? Neredeyse aynı anda yayımlanan iki haber, Türkmenistan’ın resmî imajı ile vatandaşların içinde yaşadığı ekonomik gerçeklik arasındaki uçurumu açıkça ortaya koyuyor. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov, 30 Ağustos’ta Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi’yi kabul etti. Resmî açıklamaya göre Japonya, Türkmenistan’ı “güvenilir bir ortak” olarak görüyor; iki ülke arasındaki ilişkiler ise uzun vadeli ve stratejik bir ortaklık olarak tanımlanıyor. Görüşmede Itochu Corporation, Toyo Engineering Corporation ve Kawasaki Heavy Industries gibi Japon şirketlerinin katılımıyla doğal gaz ve kimya sektörlerindeki iş birliği ele alındı. Ancak açıklamada, şeffaf ticaretin ve yabancı yatırımların önündeki en önemli engellerden birinden, yani Türkmenistan’da uzun yıllardır iki tamamen farklı döviz kurunun uygulanmasından hiç söz edilmedi. Görüşmeyle ilgili ayrıntılı bilgi. Doların resmî kuru 3,50 manat seviyesinde tutulmaya devam ediyor. Buna karşılık vatandaşların devlet bankalarından serbestçe döviz satın alma imkânı neredeyse bulunmuyor. Eylül ayının başında karaborsada yeni dolar banknotlarının yaklaşık 18 manattan alındığı ve 18,20–18,30 manattan satıldığı bildirildi. Türkmenabat’ta ise satış kuru 18,60 manata ulaştı. Haberlere yansıyan “keskin düşüşe” rağmen doların gerçek fiyatı, resmî kurun hâlâ beş katından fazla. “Türkmenistan Günlükleri”nin verileri. Bu durumda haklı olarak şu soru ortaya çıkıyor: Resmî döviz kurunun büyük ölçüde yalnızca kâğıt üzerinde kaldığı, serbest döviz alışverişinin bulunmadığı ve gerçek mali işlemlerin yasa dışı piyasadaki kura göre yürütülmek zorunda olduğu bir devlet, yabancı ortaklar açısından ne kadar güvenilir kabul edilebilir? Vatandaşların tepkileri özellikle dikkat çekici. Bir okuyucu, döviz kurundaki geçici düşüşün Halk Maslahatı toplantısı öncesinde yetkililerin manat ihtiyacı duymasıyla bağlantılı olduğunu ve eylül ayının sonuna doğru durumun yeniden eski hâline döneceğini öne sürdü. Başka bir vatandaş, son derece düşük maaşlara, çalışma çağındaki nüfusun kitlesel şekilde ülkeyi terk etmesine ve manatın gerçek değer kaybına dikkat çekti. Bir diğer yorumcu ise yetkilileri, yabancı şirketlere ve uluslararası finans kuruluşlarına olan borçların miktarını kamuoyuna açıklamaya çağırdı. Buna karşılık acı bir soru yöneltildi: “Hükûmetin borçlarını ödemeyi planladığını kim söyledi?” Okuyuculardan en fazla destek alan yorumda, bazı nüfuzlu kişilerin acilen büyük miktarda manata ihtiyaç duyduğu ve bu nedenle ellerindeki dövizi satmaya başladığı ileri sürüldü. Bu iddiayı doğrulayan herhangi bir kanıt bulunmuyor. Ancak söz konusu yorumun gördüğü destek, çok önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Halkın devletin döviz politikasına duyduğu güven son derece düşük. Dolar kurunun 19–19,50 manat seviyesinden yaklaşık 18 manata gerilemesi, ekonominin iyileştiği anlamına gelmiyor. Resmî 3,50 manatlık kur sıradan vatandaşlar için erişilemez olmaya devam ettiği sürece, devlet raporlarında açıklanan rakamlarla dövizin gerçek değeri arasındaki fark beş kattan fazla olmaya devam edecektir. Bir devletin gerçek anlamda güvenilirliği; diplomatik iltifatlarla veya yüksek maliyetli sanayi projeleriyle değil, ekonomik şeffaflıkla, dövizin serbestçe çevrilebilmesiyle, güvenilir istatistiklerle ve vatandaşların kazançlarını özgürce kullanabilmesiyle ölçülür. Türkmenistan, yabancı şirketler açısından kârlı bir ortak olabilir. Ancak ülkenin kendi vatandaşları açısından devletin “güvenilirliği” hâlâ kuyruklarla, yasaklarla, düşük gelirlerle ve doların karaborsa kuruyla ölçülmektedir.
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.