Türkmenistan Sınırlarını Bir Cezalandırma Aracına Dönüştürüyor: Yurt Dışına Çıkış Yasakları Ülkenin En Ciddi İnsan Hakları Sorunlarından Biri Olmaya Devam Ediyor

Türkmenistan Sınırlarını Bir Cezalandırma Aracına Dönüştürüyor: Yurt Dışına Çıkış Yasakları Ülkenin En Ciddi İnsan Hakları Sorunlarından Biri Olmaya Devam Ediyor

Türkmenistan Sınırlarını Bir Cezalandırma Aracına Dönüştürüyor: Yurt Dışına Çıkış Yasakları Ülkenin En Ciddi İnsan Hakları Sorunlarından Biri Olmaya Devam Ediyor Türkmenistan’da seyahat özgürlüğü giderek yalnızca kâğıt üzerinde var olan bir hak hâline geliyor. Vatandaşlar geçerli pasaportları ve biletleriyle, herhangi bir mahkûmiyetleri ya da yasa ihlalleri olmaksızın havaalanına geliyor; ancak pasaport kontrolünde ülkeden çıkmalarının yasaklandığını öğreniyor. Azatlık Radyosu’nun haberine göre, Türkmenistan’dan çıkışta yaşanan zorluklar ve yurt dışına çıkış yasakları konusu, Türkmenistan vatandaşlarının en fazla ilgi gösterdiği konular sıralamasında birinci sırada yer alıyor. Bu durum son derece dikkat çekicidir. Sorun artık yalnızca aktivistleri ya da hükümeti eleştiren kişileri değil; öğrencileri, eski askerleri, kamu çalışanlarını ve sıradan vatandaşları da doğrudan etkiliyor. Azatlık Radyosu’nun 7 Eylül 2026 tarihli haberinde, yurt dışında eğitim gördükten sonra Türkmenistan’a dönen ve daha sonra isimlerinin sözde “yurt dışına çıkış yasağı listelerine” alındığını öğrenen bazı gençlerin yaşadıkları aktarılıyor. Lebap vilayetinde yaşayan bir kişi, 30 Ağustos’ta Aşkabat’tan Türkiye’ye uçmak istediğini, ancak pasaport kontrolünden geçirilmediğini anlattı. Ülkeden çıkmasının yasaklandığını ancak havaalanında öğrendi. Kendisine daha önce herhangi bir resmî bildirim yapılmamıştı. Eğitimine Türkiye’de devam etmek isteyen başka bir genç ise havaalanı görevlilerinin kendisine, “Hakkında deport kararı var, vilayetine geri dön” dediğini aktardı. Oysa burada söz konusu olan yabancı bir ülkeden sınır dışı edilme değil; fiilen bir Türkmenistan vatandaşının kendi ülkesinden çıkmasının engellenmesidir. Azatlık Radyosu kaynaklarının verdiği bilgilere göre, yabancı üniversitelerden çıkarılan ya da eğitimini kendi isteğiyle bırakan eski öğrencilerin bir yıllık yurt dışına çıkış yasağı listelerine alınmaya başlanması özellikle endişe vericidir. Üstelik vatandaşlara çoğu zaman kararın hangi kurum tarafından alındığı, hangi yasal düzenlemeye dayandığı, ne zaman yürürlüğe girdiği ve karara nasıl itiraz edilebileceği açıklanmıyor. Benzer kısıtlamaların başka bir grubu da etkilediği bildiriliyor: eski askerler. Silahlı Kuvvetlerden resmî olarak terhis edilmiş ve devlet sırlarına erişimi bulunmayan bazı eski askerlerin dahi yurt dışına çıkışlarında engellerle karşılaştığı belirtiliyor. Böylece, bir kişinin ülkeyi terk etme hakkının açık ve şeffaf bir yasaya ya da mahkeme kararına değil, kapalı ve denetlenemeyen idari listelere bağlı olduğu son derece tehlikeli bir sistem oluşmaktadır. Bu, Uluslararası Hukukun Konusudur Bu tür uygulamalar Türkmenistan’ın uluslararası insan hakları yükümlülüklerini doğrudan ilgilendirmektedir. Her şeyden önce, Türkmenistan’ın taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (ICCPR) 12. maddesi açıkça şöyle der: > “Herkes, kendi ülkesi de dâhil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmakta özgürdür.” 12. maddenin 3. fıkrası, bu hakkın ancak istisnai durumlarda sınırlandırılabileceğini öngörür. Kısıtlamalar kanunla öngörülmüş olmalı, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığının veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerçekten gerekli olmalı ve Sözleşme’de tanınan diğer haklarla uyumlu bulunmalıdır. Dolayısıyla bir devlet, bir kişiyi gizli bir listeye dâhil ederek belirsiz, keyfî veya açıklanmayan gerekçelerle ülkeyi terk etme hakkından mahrum bırakamaz. BM İnsan Hakları Komitesi’nin 27 No’lu Genel Yorumu da seyahat özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların kural hâline gelemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür sınırlamalar yasallık, gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olmalıdır. Bireyler, devlet müdahalesinin gerekçelerini anlayabilmeli ve etkili başvuru yollarına erişebilmelidir. Azatlık Radyosu’nun aktardığı uygulamalar ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 13. maddesiyle de çelişmektedir. Bu madde şöyle der: > “Herkes, kendi ülkesi de dâhil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine dönme hakkına sahiptir.” Yurt dışına çıkış yasağının gençlerin hukuka uygun ve nesnel bir gerekçe olmaksızın yurt dışındaki eğitimlerine devam etmelerini engellemesi durumunda, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 13. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı da ihlal edilmiş olabilir. Dolayısıyla burada söz konusu olan yalnızca sınır kapısında yaşanan bir mağduriyet değildir. Şeffaf bir hukuki dayanak, kişiye özel gerekçeli karar, önceden bildirim ve etkili bir itiraz mekanizması bulunmadan uygulanan bu tür yasaklar, temel bir insan hakkının keyfî biçimde sınırlandırılması niteliği taşımaktadır. Sınırların Toplumu Kontrol Etme Aracına Dönüştürülmesi Bu uygulamanın en tehlikeli yönlerinden biri öngörülemez olmasıdır. Bir kişi biletini satın alıyor. Eğitim ücretini ödüyor. Yabancı bir üniversiteden kabul mektubu alıyor. İş, eğitim ya da aile birleşimi planları yapıyor. Havaalanına geliyor ve ancak orada devletin kendisinin ülkeyi terk etmesine izin vermediğini öğreniyor. Mahkeme kararı yok. Resmî belge yok. Açıkça belirtilmiş bir süre yok. Anlaşılır bir itiraz prosedürü yok. Vatandaş, hangi kurumun ve hangi gerekçeyle temel bir hakkını elinden aldığını kendi imkânlarıyla araştırmak zorunda bırakılıyor. Hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem böyle işlemez. Devlet bir kişinin yurt dışına çıkışını gerçekten sınırlandırmayı gerekli görüyorsa, bunun hangi somut hukuk kuralına dayandığını açıklamalı, gerekçeyi bildirmeli, yasağın süresini belirtmeli, ilgili kişiyi resmî olarak bilgilendirmeli ve bağımsız bir itiraz mekanizmasına erişim sağlamalıdır. Aksi takdirde sözde “kara listeler”, idari baskı aracına dönüşür. Öğrenciler açısından durum özellikle vahimdir. Bir genç önce yabancı üniversitelere ilişkin devlet onayı ve resmî liste sistemleriyle sınırlandırılıyor; daha sonra eğitimini değiştirmek ya da bırakmak zorunda kalıp ülkesine döndüğünde, devlet bu kez onun yeniden yurt dışına çıkmasını engelleyerek fiilen ikinci kez cezalandırıyor. Bu artık yalnızca göç politikası değildir. Bu, bir insanın hayatı üzerinde kontrol kurma sistemidir. Azatlık Radyosu’nun verilerine göre yurt dışına çıkış yasakları konusunun halkın en fazla ilgi gösterdiği başlıklar arasında birinci sırada bulunması, toplumdaki kaygının boyutunu açıkça göstermektedir. Binlerce Türkmenistan vatandaşı açısından bugün temel soru son derece basittir: Devlet, bir insanın kendi ülkesinden çıkıp çıkamayacağına, ona gerekçeyi, hukuki dayanağı ve hakkını nasıl savunabileceğini açıklamadan karar verme yetkisini kendisinde neden görüyor? Türkmenistan, şeffaf olmayan “kara liste” uygulamalarına son vermeli, mevcut kısıtlamaların hukuki dayanaklarını açıklamalı, etkilenen her vatandaşı resmî olarak bilgilendirmeli ve bu kararlara karşı gerçek ve bağımsız bir itiraz mekanizması sağlamalıdır. Kişinin kendi ülkesinden ayrılma hakkı, devletin kendi takdirine göre verdiği bir ayrıcalık değildir. Bu, uluslararası hukuk tarafından korunan temel bir insan hakkıdır.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo