TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI İÇİN “YEŞİL KORİDOR”: GÜVENLİ VE ŞEFFAF BİR KORUMA MEKANİZMASI OLARAK İNSANİ VİZE

TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI İÇİN “YEŞİL KORİDOR”: GÜVENLİ VE ŞEFFAF BİR KORUMA MEKANİZMASI OLARAK İNSANİ VİZE

TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI İÇİN “YEŞİL KORİDOR”: GÜVENLİ VE ŞEFFAF BİR KORUMA MEKANİZMASI OLARAK İNSANİ VİZE Bugün binlerce Türkmenistan vatandaşı ülkelerinin dışında yaşamaktadır. Bunların arasında sivil toplum aktivistleri, insan hakları savunucuları, bağımsız gazeteciler ve sivil faaliyetleri, kamuoyuna açık tutumları veya maruz kaldıkları baskılar nedeniyle son derece kırılgan bir durumda bulunan diğer kişiler yer almaktadır. Geçerli Türkmenistan kimlik veya seyahat belgelerine erişimini kaybetmiş ve aynı zamanda hâlihazırda bulundukları ülkede etkili uluslararası koruma mekanizmalarına fiilen erişemeyen kişilerin durumu özellikle ağırdır. Sivil toplum, insan hakları veya gazetecilik faaliyetleri nedeniyle zulme uğramaktan korkan kişiler için Türkmenistan’a geri dönmek; özgürlükleri, güvenlikleri ve fiziksel bütünlükleri açısından ciddi riskler oluşturabilir. Bu nedenle söz konusu sorun yalnızca bir göç veya pasaport meselesi olarak değerlendirilemez. Bazı durumlarda bu, kişilerin olası zulümden, keyfî gözaltından, kötü muameleden ve diğer ciddi insan hakları ihlallerinden korunması meselesidir. Dayanç Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu, uluslararası topluma “Yeşil Koridor” olarak adlandırdığımız özel bir insani mekanizmanın oluşturulmasını değerlendirme çağrısında bulunmaktadır. “Yeşil Koridor” Nedir? “Yeşil Koridor”, Türkmenistan dışında bulunan ve zulme uğrama konusunda haklı ve ciddi korkuları olan Türkmenistan vatandaşlarına, demokratik bir devletin yetkili makamlarına insani vize veya uluslararası koruma talebinde bulunmak amacıyla ülkeye yasal giriş sağlayacak başka bir izin için başvurma imkânı sunan bir mekanizma olarak öngörülmektedir. Bu öneri, başvuran herkese otomatik olarak vize verilmesi anlamına gelmemektedir. Amaç, kişinin ülkeye girişinden önce devletin başvuru sahibinin kimliğini ve belgelerini doğrulayabildiği, dosyanın koşullarını inceleyebildiği, kişinin sivil veya mesleki faaliyet geçmişini ve koruma talebinin gerekçelerini değerlendirebildiği ve gerekli güvenlik kontrollerini gerçekleştirebildiği kontrollü bir prosedür oluşturmaktır. Her başvuru bireysel olarak değerlendirilmelidir. Böylece kabul eden devlet, topraklarına kimi kabul ettiğini, bu kişinin neden insani koruma talep ettiğini ve başvurusunun hangi koşullara dayandığını önceden bilecektir. Mevcut Mekanizmalar Neden Yetersizdir? Birçok Türkmenistan vatandaşı hukuki ve insani açıdan bir çıkmazın içinde kalmaktadır. Güvenli bir ülkede uluslararası koruma talep edebilmek için kişinin bir şekilde o ülkenin topraklarına ulaşması veya ülkeye yasal giriş izni alması gerekmektedir. Ancak üçüncü bir ülkede bulunan, geçerli pasaportu olmayan, Türkmenistan’a güvenli bir şekilde dönemeyen ve aynı zamanda bulunduğu ülkede etkili bir koruma mekanizmasına fiilen erişemeyen bir sivil toplum aktivisti, insan hakları savunucusu veya gazeteci bunu nasıl yapacaktır? Türkiye ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde bulunan bazı Türkmenistan vatandaşları da bu tür durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK/UNHCR) bağlı koruma mekanizmalarına erişim de her ülkede aynı değildir. Bulunulan ülkeye göre kayıt, mülteci statüsünün belirlenmesi ve koruma başvurularının incelenmesi ulusal makamlar tarafından yürütülebilir; BMMYK’nın rolü ve operasyonel imkânları ise önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Dolayısıyla bir kişinin Türkmenistan dışında bulunması, onun güvenli ve etkili bir uluslararası koruma yoluna fiilen erişebildiği anlamına gelmemektedir. Sivil toplum aktivistleri ve zulümden korkan diğer kişiler açısından durum, sınır ötesi baskı (transnational repression) riski nedeniyle daha da karmaşık hâle gelmektedir. Kişiler bulundukları yerin açığa çıkmasından, Türkmenistan’daki yakınlarına baskı uygulanmasından, bulundukları ülkenin makamları ile Türkmenistan devlet kurumları arasındaki iş birliğinden, gözaltına alınmaktan veya zorla geri gönderilmekten endişe duyabilirler. Bunun sonucunda bir kısır döngü ortaya çıkmaktadır: Kişi Türkmenistan’a güvenli bir şekilde dönememektedir. Gerekli seyahat belgelerini alamamakta veya yenileyememektedir. Bulunduğu ülkede uluslararası koruma mekanizmalarına etkili biçimde erişemeyebilir. BMMYK mekanizmalarına erişim her ülkede aynı ölçüde mümkün değildir. Gerekli pasaport veya vizeye sahip olmadığı için başka bir güvenli ülkeye yasal olarak seyahat edememektedir. Aynı zamanda gözaltına alınma, yasal statüsünü kaybetme veya zorla geri gönderilme riski altında yaşamaya devam etmektedir. “Yeşil Koridor”un amacı tam olarak bu hukuki ve insani çıkmazı ortadan kaldırmaktır. Pasaport Sorunu Temel Faktörlerden Biridir Yurt dışında yaşayan veya geçici olarak bulunan Türkmenistan vatandaşlarının karşılaştığı pasaport sorununa özellikle dikkat edilmelidir. Türkmenistan Göç Kanunu’nun 29. maddesinin 3. fıkrası, yurt dışında bulunan Türkmenistan vatandaşlarına Türkmenistan’ın diplomatik temsilcilikleri ve konsoloslukları aracılığıyla pasaport düzenlenmesini ve verilmesini öngörmektedir. Ancak uygulamada ülke dışında bulunan vatandaşlar, Türkmenistan’ın diplomatik temsilcilikleri aracılığıyla yeni pasaport alamadıklarını, süresi dolan belgelerini yenileyemediklerini veya pasaport sorunlarını gerektiği şekilde çözüme kavuşturamadıklarını bildirmektedir. Geçerli bir pasaportun bulunmaması herkes açısından ciddi kısıtlamalara yol açmaktadır. Bir sivil toplum aktivisti, insan hakları savunucusu veya gazeteci açısından ise bunun sonuçları çok daha tehlikeli olabilir. Kendi ülkesinin makamları tarafından zulme uğrama konusunda haklı ve ciddi bir risk bulunduğunu belirten bir kişiye “Türkmenistan’a dön ve pasaportunu orada al” demek kabul edilebilir bir çözüm olarak değerlendirilemez. Böylece çelişkili bir durum ortaya çıkmaktadır: ulusal mevzuat, yurt dışındaki vatandaşlara pasaport verilmesine yönelik bir mekanizma öngörmesine rağmen, uygulamada kişi güvenli ve yasal seyahat için gerekli olan belgeden yoksun kalabilmektedir. Neredeyse Tüm Yasal Yollar Kapandığında Bazı Türkmenistan vatandaşları için aynı anda birden fazla kapı kapanmaktadır. Ülkelerine güvenli bir şekilde dönememektedirler. Yurt dışında geçerli bir pasaport alamamaktadırlar. Bulundukları ülkede uluslararası koruma talep edebilecekleri erişilebilir ve etkili bir mekanizmaya sahip olmayabilirler. BMMYK’ya erişim de her ülkede aynı ölçüde uygulanabilir bir koruma mekanizması değildir. Pasaport ve vize olmadan güvenli bir ülkeye seyahat edememektedirler. Düzensiz yolları kullanmaları ise onları yeni tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Böyle bir durumda insan ne yapmalıdır? “Yeşil Koridor”a duyulan ihtiyaç tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. İnsani vize, dosyanın tehlikeli bir yolculuktan önce, düzensiz bir sınır geçişinden önce ve yeni bir göç krizi ortaya çıkmadan önce değerlendirilmesini mümkün kılacaktır. Bu, Her İki Taraf İçin de Bir Güvenlik Meselesidir “Yeşil Koridor” yalnızca başvuru sahiplerinin değil, kabul eden devletlerin de çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu mekanizma, devletlere kişi ülkeye girmeden önce şu imkânları sağlayacaktır: başvuru sahibinin kimliğini doğrulamak; sunulan belgeleri incelemek; kişinin sivil toplum, gazetecilik veya insan hakları faaliyetleri geçmişini değerlendirmek; bireysel riskleri incelemek; gerekli güvenlik kontrollerini gerçekleştirmek; insani başvurunun gerekçelerini belirlemek; ve kişinin ülkeye girişinden önce bilinçli ve bireysel bir karar vermek. Dolayısıyla “Yeşil Koridor” ne kontrolsüz göç anlamına gelmektedir ne de sınırların denetimsiz biçimde açılması talebidir. Tam tersine, belirsizlik yerine önceden inceleme ve yasal kabul mekanizması önerilmektedir. Düzensiz Yollara Bir Alternatif Yasal bir yolun bulunmaması, kişinin güvenlik ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Bir kişi zulümden korkuyor ancak pasaport alamıyor, bulunduğu ülkede erişilebilir bir koruma mekanizmasına sahip değil ve güvenli bir ülkeye yasal olarak ulaşamıyorsa; bu durum insan kaçakçılarına veya diğer aracılara bağımlılık, sömürü, kayıt dışı çalışma ve tehlikeli düzensiz göç yollarına yönelme riskini artırabilir. “Yeşil Koridor” bu riskleri önemli ölçüde azaltabilir. Başvuru sahibi nereye başvurduğunu, hangi belgeleri sunması gerektiğini, başvurusunun hangi makam tarafından incelendiğini, kararın hangi esaslara göre verileceğini ve başvurunun kabul edilmesi hâlinde kabul eden ülkeye hangi yasal yolla ulaşabileceğini bilecektir. Kabul eden devlet ise kimi kabul ettiğini önceden bilecektir. Yasal bir insani güzergâh, ülkeler arasındaki kontrolsüz hareketliliğe kıyasla daha güvenli ve daha şeffaftır. “Yeşil Koridor” Otomatik Göç Anlamına Gelmemektedir Önerilen mekanizma otomatik olarak sığınma hakkı, vatandaşlık veya daimi oturma izni verilmesi anlamına gelmemektedir. Bu mekanizma, yasal bir insani yolun sağlanması anlamına gelmektedir. Devletler başvuruların incelenmesine ilişkin kriterleri kendileri belirleyebilir, kimlik ve güvenlik kontrolleri gerçekleştirebilir, bireysel vakaların koşullarını destekleyen kanıtlar talep edebilir ve her başvuru hakkında bireysel karar verebilir. İnsan hakları kuruluşları mevcut belgeleri sunabilir, bireysel vakaların koşullarını kayıt altına alabilir ve ilgili bilgilerin doğrulanmasına yardımcı olabilir. Kişinin yasal olarak ülkeye girişinin ardından uluslararası koruma konusu, kabul eden devletin yetkili makamları tarafından ulusal mevzuat ve geçerli uluslararası yükümlülükler doğrultusunda incelenebilir. Dolayısıyla insani vize, sığınma sisteminin yerini almayacaktır. Bugün bu sisteme fiilen erişme imkânı bulunmayan kişiler için güvenli bir koruma prosedürüne ulaşmanın yolunu açacaktır. Belirsizlik Yerine Şeffaflık Biz, devletin kimi kabul ettiğini, kişinin ise nereye ve hangi hukuki temelde gittiğini bildiği bir model öneriyoruz. Devlet önceden bilgi edinir ve gerekli kontrolleri gerçekleştirme imkânına sahip olur. Başvuru sahibi belirsizlik ve düzensiz yollar yerine yasal bir güzergâha kavuşur. Toplum, kontrolsüz göç yerine şeffaf bir prosedüre sahip olur. İnsan hakları kuruluşları ise gerçekten kırılgan durumda bulunan vakaları belgeleyebilir ve destekleyebilir. Bu nedenle “Yeşil Koridor” aynı anda insan haklarının korunmasına, güvenliğe, hukukun üstünlüğüne ve şeffaflığa hizmet edebilir. Uluslararası Topluma Çağrımız Demokratik devletlere, Avrupa Birliği’ne, uluslararası kuruluşlara ve insan hakları kurumlarına; üçüncü ülkelerde bulunan ve uluslararası korumaya ulaşmak için güvenli ve yasal bir yolu olmayan Türkmenistan vatandaşları için özel bir insani vize mekanizmasının oluşturulmasını değerlendirme çağrısında bulunuyoruz. Sivil faaliyetleri veya kamuoyuna açık tutumları nedeniyle zulme uğrama riski taşıyan sivil toplum aktivistlerine, insan hakları savunucularına, gazetecilere ve diğer kişilere özel önem verilmelidir. Sınırların kontrolsüz biçimde açılmasını önermiyoruz. Biz şunları öneriyoruz: belirsizlik yerine inceleme; düzensiz yol yerine yasal güzergâh; tehlikeli yolculuk yerine insani vize; sınırda kriz yerine önceden değerlendirme; kabul eden devletin güvenliğini korurken insanın da korunması. Biz bu mekanizmaya “Yeşil Koridor” diyoruz. Kabul eden devlet açısından bu, insani giriş izni verdiği kişiyi önceden tanıma ve gerekli kontrollerden geçirme imkânıdır. Türkmenistan vatandaşı açısından ise geçerli belgeler olmadan yaşamak, tehlikeli düzensiz yollara başvurmak veya zulme uğramaktan korktuğu bir ülkeye geri dönmek arasında seçim yapmak zorunda kalmamanın yoludur. Uluslararası toplum açısından bu, insan haklarının korunması ilkesini somut ve işleyen bir mekanizmaya dönüştürme fırsatıdır. Güvenli bir yol, kişi sınıra ulaşmadan önce mevcut olmalıdır. Uluslararası toplumu “Yeşil Koridor” girişimini desteklemeye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan Türkmenistan vatandaşları için insani vize mekanizmasının oluşturulmasına yönelik somut ve uygulamaya dönük görüşmeleri başlatmaya çağırıyoruz.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç →
Logo