Seul, Türkmenistan’la Yeni Anlaşmalar Uğruna İnsan Haklarına Göz Yummamalıdır

Seul, Türkmenistan’la Yeni Anlaşmalar Uğruna İnsan Haklarına Göz Yummamalıdır

Seul, Türkmenistan’la Yeni Anlaşmalar Uğruna İnsan Haklarına Göz Yummamalıdır “Orta Asya–Kore Cumhuriyeti” Zirvesi Öncesinde Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Hükümetine, Ulusal Meclisine ve Kore Kamuoyuna Çağrı 16 Eylül’de Seul’de ilk “Orta Asya–Kore Cumhuriyeti” Zirvesi’nin düzenlenmesi bekleniyor. Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’un zirveye katılması ve ziyareti kapsamında çeşitli devletler arası, hükümetler arası ve kurumlar arası belgelerin imzalanması planlanıyor. Resmî Aşkabat; ekonomi, yatırım, lojistik, kimya sanayisi, altyapı, inşaat, su yönetimi, bilim ve eğitim alanlarındaki iş birliğinden söz ediyor. Türkmenistan ile Kore Cumhuriyeti arasında bugüne kadar onlarca anlaşma imzalandı, büyük projeler hayata geçirildi ve bugün iş birliğinin daha da genişletilmesi gündemde. Ancak müzakere salonlarının dışında bırakılamayacak temel bir soru var: Kore Cumhuriyeti tam olarak kiminle yeni anlaşmalar imzalıyor ve bu ortaklık Türkmenistan vatandaşları açısından hangi bedeller pahasına geliştiriliyor? Ekonomik iş birliği, insan haklarından kopuk bir şekilde, boşlukta var olamaz. Özellikle de ifade, hareket ve örgütlenme özgürlüğünün yıllardır ciddi biçimde kısıtlandığı; eleştirel seslerin baskı gördüğü; aktivistlerin ailelerine baskı uygulandığı; pasaport alma sorunlarının, yurt dışına çıkış yasaklarının ve kapalı cezaevi sisteminin bulunduğu; bağımsız kamu denetiminin ise neredeyse tamamen yok olduğu bir devlet söz konusu olduğunda bu daha da önemlidir. Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov: Kore Nerede Olduklarını Sormalıdır Kore Cumhuriyeti’ni, sivil aktivistler Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov’un akıbetine özel önem vermeye çağırıyoruz. İki aktivist, 28 Nisan 2025 tarihinde Türkiye’de gözaltına alındı. Uzun süre gözaltında tutulmalarının ardından, 24 Temmuz 2025’te serbest bırakıldıklarına ilişkin bilgi ortaya çıktı. Ancak sonrasında iki kişi fiilen ortadan kayboldu. O tarihten bu yana nerede oldukları ve güvenlik durumları konusunda son derece ciddi sorular yanıt bekliyor. İnsan hakları savunucuları, onların sınır ötesi baskının mağduru olmuş ve hukuka aykırı şekilde Türkmenistan’a geri gönderilmiş olabileceklerinden endişe ediyor. Bu endişeler sessizlik değil, bağımsız ve doğrulanabilir bir yanıt gerektiriyor. Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov nerede? Hayattalar mı? Avukatlarına ve ailelerine erişimleri var mı? Eğer tutuluyorlarsa, bunun hukuki dayanağı nedir? Bunlar yalnızca insan hakları savunucularının sorması gereken sorular değildir. Türkmenistan makamlarıyla el sıkışan ve yeni anlaşmalar imzalayan her demokratik ortak da bu soruları sormalıdır. Kore Cumhuriyeti yönetimini, Türkmen tarafıyla yapılacak görüşmeler sırasında Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov’un akıbetini ve bulundukları yeri resmî olarak gündeme getirmeye ve durumlarına ilişkin doğrulanabilir bilgi talep etmeye çağırıyoruz. Kadınlar Şiddetle Baş Başa Bırakılmamalıdır Kadınların ve kız çocuklarının durumu da özel bir dikkat gerektirmektedir. Jeren Altyyeva ve Ogulnur Palvanova’nın vakaları, aile içi, cinsel nitelikli ve diğer şiddet biçimlerini bildiren kadınların ne kadar savunmasız hâle gelebileceğini göstermektedir. Bir kadın kendisini veya çocuğunu korumaya çalıştığında devlet ona sığınak, bağımsız soruşturma, tıbbi ve psikolojik destek, hukuki yardım ve etkili yargısal koruma sağlamalıdır. Kadınlar kayıtsızlık, baskı veya ülkeden ayrılma haklarının sınırlandırılmasıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Türkmenistan’ın göstermelik değil, gerçek koruma mekanizmalarına ihtiyacı vardır: kriz merkezleri, erişilebilir yardım hatları, bağımsız soruşturmalar, etkili yargısal güvenceler ve güvenli başvuru kanalları. Türkmenistan’la siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştiren Kore Cumhuriyeti, kadınların ve çocukların korunması meselesini Türkmen makamlarıyla doğrudan gündeme getirme imkânına sahiptir. Kadın hakları; doğal gaz, kimya sanayisi projeleri ya da büyük ticari sözleşmelerin gerisine atılmamalıdır. Yurt Dışına Çıkış Yasakları Bir Baskı Aracına Dönüştürülmüştür Türkmenistan’daki en ağır sorunlardan biri hareket özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Vatandaşlar; şeffaf mahkeme kararları olmadan yurt dışına çıkış yasağına tabi tutulduklarını, pasaportlarını zamanında alamadıklarını veya yenileyemediklerini, ailelerinin parçalandığını ve yurt dışında yaşayan eşleri ve çocuklarıyla birleşmelerinin engellendiğini bildirmektedir. Bir insan için yurt dışına çıkış yasağı soyut bir idari işlem değildir. Bu, kaybedilen yıllar demektir. Anne ve babaların çocuklarını görememesi demektir. Ailelerin farklı ülkelerde yaşamak zorunda kalması demektir. Eğitim, çalışma, tedavi veya uluslararası koruma arama imkânlarının engellenmesi demektir. Kore tarafını, Türkmenistan makamları nezdinde keyfî yurt dışına çıkış kısıtlamalarının sona erdirilmesi ve vatandaşların geçerli pasaportlara erişiminin güvence altına alınması meselesini gündeme getirmeye çağırıyoruz. Sınır Ötesi Baskı Türkmenistan Sınırlarında Sona Ermiyor Yurt dışında yaşayan Türkmenistan vatandaşlarına yönelik baskılar da ciddi bir endişe kaynağıdır. Aktivistler, gazeteciler, muhalif kişiler ve ülkedeki durumu açıkça eleştiren sıradan vatandaşlar; tehdit, gözdağı, aile üyeleri üzerinde baskı ve zorla ya da dolaylı yollarla geri döndürülme girişimleriyle karşılaştıklarını bildirmektedir. Bu nedenle Sahatov ve Orusov’un akıbeti, yalnızca iki bireysel vakadan ibaret değildir. Daha geniş bir soruyu gündeme getirmektedir: Türkmenistan’dan ayrılan ve ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişi, yurt dışında gerçekten güvende olabilir mi? Demokratik devletler bir ilkeyi açıkça ortaya koymalıdır: uluslararası iş birliği, barışçıl eleştirmenlerin sınır ötesinde takibine ve baskı altına alınmasına hiçbir zaman araç edilmemelidir. Törenlerin ve Resmî Görüntünün Ardında Sistematik İnsan Hakları Sorunları Var Uluslararası ziyaretlerde Türkmenistan; modern Aşkabat’ı, yeni binaları, uluslararası konferansları ve yatırım projelerini öne çıkarıyor. Ancak sivil toplum, yabancı ortaklardan daha derine bakmalarını istiyor. İfade özgürlüğü ve bağımsız bilgiye erişim; siyasi saiklerle yürütülen baskılar ve mahpusların durumu; toplantı ve örgütlenme özgürlüğündeki kısıtlamalar; yargı bağımsızlığı; kadınların ve çocukların durumu; pamuk kampanyaları sırasında zorla çalıştırma ve diğer ihlaller; ayrımcılık; hareket özgürlüğü; etkili şikâyet mekanizmalarına erişim; sivil aktivistlerin yakınlarına yönelik baskılar ve bağımsız uluslararası izleme ihtiyacı açıkça gündeme getirilmelidir. İkili ilişkilerin başarısı yalnızca imzalanan anlaşmaların sayısıyla ölçülemez. Gerçek bir ortaklık, insanların yaşamını iyileştirmelidir. Koreli Şirketlerin de Sorumluluğu Vardır Türkmenistan’da Koreli şirketlerin katılımıyla büyük projeler hayata geçirildi veya müzakere edildi. Bu nedenle insan hakları meselesi yalnızca diplomatların sorumluluğunda değildir. Koreli şirketler gerçek ve etkili insan hakları durum tespiti yapmalı, çalışma koşullarını ve tedarik zincirlerini denetlemeli, zorla çalıştırmanın kullanılmasını önlemeli ve çalışanlar için erişilebilir şikâyet mekanizmaları oluşturmalıdır. Kapalı bir sistemde yatırım yapmak daha düşük standartlar değil, daha yüksek şeffaflık gerektirir. Hiçbir büyük sözleşme, insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmanın gerekçesi olmamalıdır. Kore Cumhuriyeti Şimdi Ne Yapabilir? Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını ve Kore Hükümetini, Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov ile yapılacak görüşmeler sırasında şu adımları atmaya çağırıyoruz: 1. Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov’un nerede oldukları, sağlık durumları ve hukuki statüleri hakkında güvenilir ve doğrulanabilir bilgi talep edilmesi; 2. Jeren Altyyeva ve Ogulnur Palvanova’nın vakalarının ve kadınlarla çocukların şiddetten etkili biçimde korunması meselesinin gündeme getirilmesi; 3. Keyfî yurt dışına çıkış yasaklarının sona erdirilmesi ve Türkmenistan vatandaşlarının geçerli pasaportlara erişiminin güvence altına alınması çağrısında bulunulması; 4. Sınır ötesi baskının ve yurt dışındaki Türkmen sivil aktivistlerin güvenliğinin gündeme getirilmesi; 5. Türkmenistan’dan bağımsız hukuki yardıma ve etkili şikâyet mekanizmalarına erişim sağlamasının talep edilmesi; 6. Büyük ekonomik ve yatırım projelerine insan hakları, çalışma hakları, şeffaflık ve insan hakları durum tespiti şartlarının dâhil edilmesi; 7. Yalnızca Türkmenistan Hükümeti temsilcileriyle değil; bağımsız insan hakları savunucuları, gazeteciler, sivil toplum temsilcileri ve hak ihlali mağdurlarıyla da düzenli görüşmeler yapılması; 8. Türkmenistan’ın uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uymasının ve bağımsız uluslararası izlemeye izin vermesinin talep edilmesi. Seul Önemli Bir Mesaj Verebilir Kore Cumhuriyeti’ni Türkmenistan’la diyaloğu sona erdirmeye çağırmıyoruz. Tam tersine. Diyalog, zor soruları sorma fırsatı yaratır. Eğer bu ilişkiler gerçekten stratejik olarak tanımlanıyorsa, yalnızca yatırımların, fabrikaların ve ulaştırma koridorlarının değil, insanların kaderinin de konuşulabileceği kadar olgun olmalıdır. Türkmenistan vatandaşları yabancı devletlerden kendi ülkelerinin geleceğine onların karar vermesini istemiyor. Çok daha basit bir şey talep ediyorlar: Seslerini görmezden gelmeyin. Sistematik insan hakları ihlalleri yokmuş gibi davranmayın. Ekonomik çıkarların gerçek insanların kaderini gölgede bırakmasına izin vermeyin. Türkmenistan Devlet Başkanı Seul’e geldiğinde bir devlet başkanı olarak karşılanacaktır. Ancak Kore Cumhuriyeti, o müzakere salonuna hiçbir zaman girme fırsatı bulamayacak Türkmenistan vatandaşlarını da hatırlamalıdır. Ülkeden çıkmaları yasaklananları. Koruma bulamayan kadınları. Sınırlar nedeniyle parçalanmış aileleri. Cezaevlerinde tutulanları. Konuşmaktan korkanları. Ve bugün nerede oldukları hâlâ bilinmeyenleri. Onları sorun. Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov’un nerede olduğunu sorun. Çünkü uluslararası iş birliğinin başarısı yalnızca imzalanan sözleşmelerin değeriyle ölçülmemelidir. İnsan hayatına, özgürlüğe ve insan onuruna verilen değerle de ölçülmelidir. Dayanç Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu / Türkmenistan 14 Eylül 2026

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo