Polis Halk İçin mi, Yoksa Halk İktidar İçin Bir Tehdit mi? Balkan Bölgesi Bayrama Değil, Olağanüstü Hâle Hazırlanıyor

Polis Halk İçin mi, Yoksa Halk İktidar İçin Bir Tehdit mi? Balkan Bölgesi Bayrama Değil, Olağanüstü Hâle Hazırlanıyor

Polis Halk İçin mi, Yoksa Halk İktidar İçin Bir Tehdit mi? Balkan Bölgesi Bayrama Değil, Olağanüstü Hâle Hazırlanıyor Türkmenistan bir kez daha bayrama hazırlanıyor. Ancak Balkan vilayetinde yaşananlara bakılırsa, hazırlıklar bağımsızlığın 35. yıl dönümü kutlamalarından çok olağanüstü hâl hazırlıklarını andırıyor. Azatlık Radyosu’nun 8 Eylül tarihli haberine göre, Balkanabat ve Türkmenbaşı şehirlerinde güvenlik önlemleri ciddi şekilde artırıldı. Haberde konuşan kaynaklar, bağımsızlığın 35 yılı boyunca sokaklarda bu kadar çok polis görmediklerini belirtiyor. Polislerin devlet kurumları, bankalar ve kavşaklarda nöbet tuttuğu, vatandaşların ve konutların kontrol edildiği bildiriliyor. Özellikle diğer bölgelerden gelen kişiler hedef alınıyor. Balkanabat ve Türkmenbaşı’nda geçici olarak bulunan vatandaşların gözaltına alınarak kayıtlı oldukları bölgelere gönderildikleri bildiriliyor. Azatlık’ın kaynaklarına göre bu kişiler neredeyse “suçlu” muamelesi görüyor ve kutlamalar sona erene kadar şehirlerden ayrılmaları isteniyor. Ancak görünüşe göre bu da yeterli değil. Polisin uzun saç, sakal veya “uygunsuz” görülen kıyafetler nedeniyle erkekleri durdurduğu; saçlarını kestirmelerini, tıraş olmalarını ve dış görünüşlerini değiştirmelerini talep ettiği bildiriliyor. Alkol kullanan kişilerin de gözaltına alındığı ve bölge sakinlerinin ifadelerine göre, daha sonra 20 güne kadar pamuk tarlalarında çalışmaya gönderilebildikleri belirtiliyor. Bu noktada Türkmenistan’ın kolluk kuvvetlerine çok basit bir soru sormak gerekiyor: Sayın polisler, siz tam olarak neyi kontrol ediyorsunuz? Vatandaşların güvende olup olmadığını mı? Birinin yardıma ihtiyacı olup olmadığını mı? Ailelerin gıda ve faturalarını karşılayacak parası bulunup bulunmadığını mı? Kadınların ve çocukların şiddetten korunup korunmadığını mı? İnsan haklarına saygı gösterilip gösterilmediğini mi? Yoksa kontrol edilen başka şeyler mi var: İnsanlar “doğru” şekilde giyinmiş mi, saçları yeterince kısa mı, “doğru” yerde kayıtlı mı ve en önemlisi, iktidarın huzuru açısından herhangi bir tehdit oluşturuyorlar mı? Polisin görevi devleti kendi halkından korumak değildir. Polisin görevi insanları; onların güvenliğini, onurunu ve haklarını korumaktır. Tüm bunların 23 Eylül’de yapılacak Halk Maslahatı toplantısı ve 27 Eylül Bağımsızlık Günü kutlamaları öncesinde yaşanması ise özellikle dikkat çekicidir. Resmî söylem bir kez daha istikrar, refah ve ulusal birlikten bahsederken sokaklar bambaşka bir tablo ortaya koyuyor: Refah söylemi ne kadar yüksek sesle tekrarlanıyorsa, bu görüntüyü korumak için o kadar fazla polise ihtiyaç duyuluyor. Bağımsızlığın üzerinden 35 yıl geçtikten sonra devlet kendi ulusal bayramını kutlayabilmek için konutları kontrol etmek, vatandaşları şehirlerden uzaklaştırmak, insanların sakalına, saçına ve kıyafetine müdahale etmek ve sokaklara benzeri görülmemiş sayıda kolluk görevlisi çıkarmak zorunda kalıyorsa, belki de sorun halkta değildir. Belki de iktidarın artık vatandaşları kontrol etmeyi bırakıp kendi politikalarını sorgulamaya başlamasının zamanı gelmiştir. Kaynak: Azatlık Radyosu, 8 Eylül 2026.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo