“Dayanç” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu (Türkmenistan), Türkmenistan vatandaşı Maral Annayeva’nın Dubai’den Türkmenistan’a zorla deport edilmesine ilişkin derin endişesini ve güçlü protestosunu ifade etmektedir. Kendisi iki küçük çocuğuyla birlikte deport edilmiştir. Bu olay, onların yaşamı ve güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır. Türkmenistan’a zorla geri gönderilen vatandaşlar tam bir izolasyona maruz kalmakta, avukatlara, tıbbi yardıma ve dış dünya ile iletişime erişimden mahrum bırakılmaktadır. Türkmenistan’da sivil aktivistlere ve insan hakları savunucularına yönelik işkence, kötü muamele, şiddet ve zorla kaybetmelerle ilgili çok sayıda belgelenmiş vaka bulunmaktadır. Kadınlar ve çocukların durumu özellikle endişe vericidir. Daşoğuz’daki kadın ceza kolonisi ve soruşturma izolasyon merkezleri de dahil olmak üzere, gözaltı yerlerinde işkence, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanmaktadır. Bu koşullar altında iki küçük çocuklu bir kadının deport edilmesi, onların yaşamı ve sağlığı için doğrudan bir tehlike oluşturmaktadır. Bu vaka münferit değildir; sistematik bir sınır ötesi baskı politikasının parçasıdır. Yurtdışındaki Türkmenistan vatandaşları kimlik belgelerine erişim imkanından mahrum bırakılmaktadır. Türkmenistan’ın diplomatik temsilcilikleri vatandaşlarına pasaport ve hiçbir belge vermemektedir, bu durum “Göç Hakkında” Kanun’un 29. maddesinin 3. fıkrasının açık ihlalidir; söz konusu madde konsolosluklar aracılığıyla pasaport verilmesini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak devlet, vatandaşlarını bilinçli şekilde belgesiz, hukuki korumadan yoksun ve deportasyona açık bir duruma sürüklemektedir. Aynı zamanda, “Göç Hakkında” Kanun’un 30. maddesinin 9. fıkrası yurtdışına çıkış hakkını kısıtlamak için kullanılmakta ve bu durum uluslararası hukuka, özellikle de serbest dolaşım ve aile birleşimi hakkına aykırıdır. Bu nedenle, ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir vatandaş deportasyona, takibe ve zorla kaybedilme riskine maruz kalırken, yükümlülüklerini yerine getirmeyen devlet organları cezasız kalmaktadır. Şu soruları açıkça soruyoruz: Bu sistemde insan haklarının yeri nerededir? Kadın haklarının korunması nerede? Çocukların güvenliği nerede? Devletin ihlallerine karşı sorumluluk nerede? BM mekanizmaları dahil uluslararası kuruluşların tepkisi nerede? “Dayanç” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu aşağıdakileri talep etmektedir: Maral Annayeva ve çocuklarının bulunduğu yerin derhal açıklanması; avukatlara, tıbbi yardıma ve dış dünya ile iletişime erişimlerinin sağlanması; güvenliklerinin garanti altına alınması ve işkence ile kötü muamelenin kesin olarak önlenmesi. Şu çağrıda bulunuyoruz: BM organlarına, özellikle Özel Prosedürlere — bu duruma derhal müdahale etmeleri; uluslararası topluma — zorla deportasyonlar ve sınır ötesi baskı uygulamalarına hukuki değerlendirme yapmaları; Türkmenistan yetkililerine — Maral Annayeva ve çocuklarının güvenliğini sağlamaları; insan hakları kuruluşlarına ve diplomatik misyonlara — bu vakayı sürekli izlemeye almaları; Türkmen aktivistlerin ve insan hakları savunucularının bulunduğu devletlere — non-refoulement ilkesine sıkı şekilde uymaları, onları deportasyon ve zulümden derhal korumaları ve güvenli üçüncü ülkelere yerleştirilmelerini sağlamaları. Bu tür her vaka bir istatistik değildir. Bu, insan hayatıdır. Ve asıl soru hâlâ ortadadır: Sıradaki kim?
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.