Japonya'nın Finansmanı ve Bilgi Edinme Hakkı: Gerçekler Gizlenirken İnsanlar Korunabilir mi?

Japonya'nın Finansmanı ve Bilgi Edinme Hakkı: Gerçekler Gizlenirken İnsanlar Korunabilir mi?

Japonya'nın Finansmanı ve Bilgi Edinme Hakkı: Gerçekler Gizlenirken İnsanlar Korunabilir mi? Türkmenistan Hronikası'nın, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na (UNDP) dayandırdığı habere göre, Türkmenistan'da "Orta Asya'da Bölgesel Afet Riskinin Azaltılması Sisteminin Güçlendirilmesi" adlı bölgesel projenin ulusal bileşeni resmen başlatıldı. Proje, UNDP ile Türkmenistan Savunma Bakanlığı Sivil Savunma ve Kurtarma Operasyonları Ana Müdürlüğü tarafından, Japonya Hükümeti'nin mali desteğiyle yürütülmektedir. Japonya bu girişim için yaklaşık 4,9 milyon ABD doları tahsis etti. 2028 yılına kadar devam edecek proje; erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesini, afetlere hazırlığın artırılmasını, devlet kurumları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini ve toplumun afet riskleri konusunda bilinçlendirilmesini amaçlamaktadır. İlk bakışta bu tür bir girişim desteklenmeye değerdir. İnsan hayatını korumaya ve doğal afetlerin etkilerini azaltmaya yönelik her çaba büyük önem taşımaktadır. Ancak burada temel bir soru ortaya çıkmaktadır. Devletin kendi halkından sistematik olarak gerçekleri gizlediği bir ülkede etkili bir afet koruma sistemi kurulabilir mi? Türkmenistan yönetimi uzun yıllardır bunun tam tersini yapmaktadır. Doğal afetler meydana geldiğinde devlet halkı olayların gerçek boyutu hakkında bilgilendirmemekte, afetlerin sonuçlarını gizlemekte ve bilgiye erişimi kısıtlamaktadır. Bazı acil durumlarda internet erişiminin de kesildiği bildirilmiş, böylece vatandaşların yaşananlar hakkında bilgi alması ve bilgi paylaşması engellenmiştir. Vatandaşlar yıkımı ve afetlerin sonuçlarını gösteren fotoğraf veya videolar paylaştıklarında, bu içerikleri silmeleri ve yaymayı durdurmaları için baskıya maruz kaldıkları bildirilmektedir. Şeffaflık ve kamuoyunun bilgilendirilmesi yerine sansür ve yıldırma uygulanmaktadır. Aynı zamanda halk yaklaşan afetler konusunda zamanında uyarılmamaktadır. İnsanlara deprem, fırtına, sel ve diğer acil durumlarda nasıl hareket edecekleri, nereye tahliye olacakları, nerede güvenli bir yere sığınabilecekleri ve kendilerini ile ailelerini nasıl koruyabilecekleri konusunda bilgi verilmemektedir. Daha da endişe verici olan ise afetlerden sonra mağdur olan insanların durumudur. Evlerini, mallarını veya geçim kaynaklarını kaybeden vatandaşlar devletten hiçbir yardım, tazminat veya destek almamaktadır. İnsanlar kaderleriyle baş başa bırakılırken, yıkımın boyutu ve mağdur sayısına ilişkin bilgiler de kamuoyundan gizlenmektedir. Bu nedenle modern erken uyarı sistemlerinin kurulmasına ilişkin resmi açıklamalar son derece çelişkili görünmektedir. Devletin tehlikeler hakkında bilgi sakladığı, bilgiye erişimi engellediği, görgü tanıklarına baskı yaptığı, halka afet güvenliği konusunda bilgi vermediği ve afetzedelere hiçbir yardım ya da destek sağlamadığı bir ülkede afetlere hazırlıktan söz etmek mümkün değildir. Yaşam hakkı yalnızca modern teknoloji ve ekipmanlardan ibaret değildir. Aynı zamanda tehlikeler hakkında bilgi edinme hakkını, zamanında uyarı alma hakkını, yardım alma hakkını, doğru bilgiye erişim hakkını ve insanların baskı veya misilleme korkusu olmadan yaşananları özgürce paylaşabilme hakkını da içerir. Bu temel haklara saygı gösterilmediği sürece, en gelişmiş uluslararası projeler bile insanların hayatını değiştirmeyen gösterişli raporlardan ibaret kalma riski taşımaktadır. Dayanç İnsan Hakları Platformu, Japonya Hükümeti'ni, UNDP'yi, uluslararası kuruluşları, demokratik devletleri, uluslararası finans kuruluşlarını, bağışçıları ve yatırımcıları yalnızca bu projelerin teknik yönlerini değil, aynı zamanda Türkmenistan'daki gerçek insan hakları durumunu da dikkate almaya çağırmaktadır. Uluslararası toplumu, Türkmenistan makamları temel insan haklarına gerçek anlamda saygı göstermeye başlayana kadar devlet kurumlarıyla iş birliğini genişletmemeye ve devlet projelerine yatırım yapmamaya çağırıyoruz. Özellikle şu hakların güvence altına alınması gerekmektedir: doğru ve güvenilir bilgiye erişim hakkı; vatandaşların tehlikeler hakkında zamanında bilgilendirilme hakkı; yaşam ve sağlık hakkının korunması; acil durumlarda devlet tarafından yardım alma hakkı; bağımsız gazetecilerin ve sivil toplumun sansür ve baskı olmaksızın yaşananları özgürce aktarabilme hakkı. Gerçek güvenlik yeni erken uyarı teknolojileriyle değil; şeffaflık, hesap verebilir yönetim ve insan haklarına saygıyla başlar. Türkmenistan yönetimi kendi halkından gerçeği gizlemeye devam ettiği sürece, uluslararası afet riskini azaltma projeleri ile ülkedeki milyonlarca insanın yaşadığı gerçeklik arasındaki keskin çelişki varlığını sürdürecektir.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo