Hayat Pazarlık Konusu Olduğunda: Türkmenistan Sağlık Bakanlığı'ndaki Yolsuzluk İnsan Hayatına Mal Oluyor Türkmenistan yetkilileri sağlık sistemini başarı hikâyesi olarak sunmaya, modern hastanelerin inşa edildiğini ve halkın refahının öncelikleri olduğunu açıklamaya devam ediyor. Ancak resmi söylemin ardında bambaşka bir gerçeklik yatıyor: Hayat kurtaran sağlık hizmetlerine erişim, giderek hastalığın ciddiyetine değil, rüşvet ödeyebilme gücüne bağlı hale geliyor. Bağımsız medya kuruluşu Turkmen.news tarafından yayımlanan son araştırma, Türkmenistan Sağlık ve Tıp Sanayii Bakanlığı içerisinde yolsuzluk, bürokratik engeller ve sistematik ihmal iddialarını ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor. Bu iddialar doğrulanırsa, mesele münferit yolsuzluk vakalarının ötesine geçerek insan hayatını tehlikeye atan sistematik bir yapıya işaret etmektedir. Durum özellikle son dönem böbrek yetmezliği hastaları açısından son derece endişe vericidir. Türkmenistan'da böbrek nakli yapılmadığı için birçok hasta tedavi amacıyla yurt dışına gitmek zorundadır. Ancak bu tedaviyi resmi döviz kuru üzerinden finanse edebilmek için Sağlık Bakanlığı'nın uzun ve karmaşık onay sürecinden geçerek izin alınması gerekmektedir. Turkmen.news'un aktardığı bilgilere göre, hastalar ve aileleri bu izin için yıllarca beklemek zorunda kalmaktadır. Haberde yer alan kaynaklar, bazı üst düzey yetkililerin gerekli belgeleri imzalamak karşılığında yaklaşık 5.000 ABD doları talep ettiğini öne sürmektedir. Türkmenistan'daki birçok aile için bu miktarı karşılamak neredeyse imkânsızdır. Özellikle uzun süren hastalık nedeniyle gelirini kaybetmiş ve tedavi masrafları altında ezilen aileler açısından bu yük daha da ağırdır. En acı gerçek ise hastalığın bürokrasiyi beklememesidir. Evraklar aylarca beklerken hastalar yaşam mücadelesi vermeye devam etmektedir. Haberde yer alan kaynaklara göre, birçok kişi yurt dışında tedavi görebilmek için gerekli izni alamadan hayatını kaybetmiştir. Ülke içindeki sağlık sisteminin durumu da aynı derecede kaygı vericidir. Çevresel sorunlar nedeniyle böbrek hastalıklarının yaygın olduğu bildirilen Daşoğuz vilayetinde, tüm bölgeye hizmet veren yalnızca tek bir diyaliz merkezi bulunmaktadır. On dört diyaliz cihazı günde sınırlı sayıda hastaya hizmet verebilirken, ihtiyaç duyan hasta sayısı bunun çok üzerindedir. İddialara göre hastalar sabahın erken saatlerinde sıraya girmek zorunda kalmakta, hatta hayat kurtaran diyaliz tedavisine ulaşabilmek için dahi rüşvet vermeye zorlanmaktadır. Araştırma ayrıca tıbbi cihaz, laboratuvar malzemesi, tanı ekipmanları ve temel ilaçlarda ciddi eksiklikler bulunduğuna ilişkin iddiaları da gündeme getirmektedir. Haberde aktarıldığı üzere, bölgesel hastaneler Sağlık Bakanlığı'na düzenli olarak ekipman ve malzeme taleplerinde bulunmasına rağmen bu taleplerin önemli bir kısmı yanıtsız bırakılmaktadır. Bunun yanında, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen ilaç ve tıbbi ekipman alımlarında usulsüzlük yapıldığına ilişkin ciddi iddialar da yer almaktadır. Bu iddiaların yetkili makamlar tarafından bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulması gerekmektedir. Bu iddiaların doğrulanması halinde, yalnızca yolsuzluk değil, aynı zamanda yaşam hakkı ile ulaşılabilecek en yüksek sağlık standardına sahip olma hakkının da ihlal edilmiş olabileceği söz konusudur. Bu haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve diğer uluslararası insan hakları belgeleriyle güvence altına alınmıştır. Özellikle dikkat çekici olan husus, uzun yıllardır Bakanlıkta üst düzey görevlerde bulunan ve devlet nişanlarıyla ödüllendirilen bazı yetkililerin, aynı zamanda hayat kurtaran tedavilere ilişkin yolsuzluk iddialarında adlarının geçmesidir. Bu tür iddialar görmezden gelinmemeli; aksine hızlı, bağımsız ve şeffaf soruşturmalarla açıklığa kavuşturulmalıdır. Sağlık alanındaki yolsuzluk yalnızca mali bir suç değildir. İnsanlar rüşvet, yapay bürokratik engeller veya gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanmaması nedeniyle tedaviye erişemediğinde, bunun bedeli parayla değil, insan hayatıyla ödenmektedir. Çağrımız: Türkmenistan makamlarını, Turkmen.news araştırmasında yer alan tüm iddialar hakkında bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma yürütmeye; yolsuzluk ve ayrımcılık olmaksızın sağlık hizmetlerine eşit erişimi güvence altına almaya; yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyan hastaların gerekli izinleri zamanında almasını ve hiçbir yasa dışı mali talebe maruz bırakılmamasını sağlamaya; tıbbi ekipman ve ilaç alımlarına ilişkin kamu ihale sisteminin bağımsız şekilde denetlenmesini sağlamaya; sağlık kurumlarını modern tıbbi cihazlar, temel ilaçlar, laboratuvar malzemeleri ve nitelikli sağlık personeliyle yeterli şekilde donatmaya; Dünya Sağlık Örgütü'nü (WHO), Birleşmiş Milletler'in ilgili mekanizmalarını ve Türkmenistan'ın uluslararası ortaklarını, ülkenin sağlık sistemindeki durum ile hastaların yaşamını tehlikeye atabilecek yolsuzluk iddialarına özel önem vermeye davet ediyoruz. Yaşam hakkı hiçbir zaman bir rüşvetin büyüklüğüne bağlı olmamalıdır. Devletin hem hukuki hem de ahlaki yükümlülüğü, vatandaşlarını korumaktır; onların acısını ve çaresizliğini yasa dışı kazanç kaynağına dönüştürmek değildir. Sağlık sistemi bağımsız denetime kapalı kaldığı ve gerçek anlamda hesap verebilirlik sağlanmadığı sürece, daha fazla insanın gerekli tedaviye ve adalete ulaşmayı beklerken hayatını kaybetme riski devam edecektir.
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.