Halk Maslahatı Halkı Temsil Etmeyi Bıraktığında: Türkmenistan'da Halk Maslahatı Giderek Siyasi Bir Gösteriye Dönüşüyor

Halk Maslahatı Halkı Temsil Etmeyi Bıraktığında: Türkmenistan'da Halk Maslahatı Giderek Siyasi Bir Gösteriye Dönüşüyor

Halk Maslahatı Halkı Temsil Etmeyi Bıraktığında: Türkmenistan'da Halk Maslahatı Giderek Siyasi Bir Gösteriye Dönüşüyor 15 Temmuz'da Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Türkmenistan'ın bağımsızlığının 35. yıl dönümü kutlamalarına hazırlık kapsamında Halk Maslahatı Başkanlık Divanı toplantısını gerçekleştirdi. Beklendiği üzere resmî açıklamalar yine "istikrarlı kalkınma", "ekonomik büyüme", "halkın refahının artırılması", "gıda güvenliğinin güçlendirilmesi" ve "vatandaşların önerilerinin dikkate alınması" gibi ifadelerle doluydu. Ancak bu özenle hazırlanmış söylemlerin ardında en önemli soru yine cevapsız kaldı: Türkmenistan halkının gerçek sorunları nelerdir? Yetkililer halkın çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini iddia ediyor. Ancak yıllardır vatandaşlar devlet yönetimine gerçek anlamda katılma imkânından mahrum bırakılmış durumda. Ülkede serbest seçimler yok, bağımsız siyasi partiler yok, bağımsız medya yok ve kamu denetimini sağlayacak etkili mekanizmalar bulunmuyor. İktidarı eleştirmek ise işten çıkarılma, yurt dışına çıkış yasağı, idari yaptırımlar ya da ceza davalarıyla sonuçlanabiliyor. Bu da kaçınılmaz bir soruyu gündeme getiriyor: Halk Maslahatı gerçekte kimi temsil ediyor? Eğer halk kendi temsilcilerini özgürce seçemiyor, ülkenin sorunlarını açıkça tartışamıyor ve alınan kararlara etki edemiyorsa, bu toplantılar giderek önceden senaryosu yazılmış siyasi gösterilere dönüşüyor. Katılan herkes rolünü biliyor ve kararlar toplantı başlamadan çok önce alınmış oluyor. Halkın Sesi Duyulmuyor Toplantıda yine ekonomik kalkınma, sanayinin modernizasyonu, tarımın geliştirilmesi, yatırım çekilmesi, uzman yetiştirilmesi ve vatandaşlardan gelen başvuruların değerlendirilmesi konuşuldu. Peki halkın her gün karşı karşıya kaldığı gerçek sorunlar neredeydi? Neden Türkmenistan'dan yaşanan kitlesel göç gündeme gelmedi? Neden daha iyi bir yaşam ve iş bulabilmek için ülkeyi terk etmek zorunda kalan yüz binlerce vatandaş hakkında tek kelime edilmedi? Neden artık ülkenin en büyük sosyal sorunlarından biri hâline gelen kitlesel iş gücü göçü tartışılmadı? Neden yoksulluk, işsizlik, hızla artan gıda fiyatları, düşen yaşam standartları, seyahat yasakları, sağlık sistemindeki sorunlar ve eğitim alanındaki sıkıntılar gündeme alınmadı? Kendisini halkın temsil organı olarak tanımlayan bir kurumun öncelikle bu sorunları konuşması gerekmez mi? Emeklilik Hakları Yeni Bir Baskı Aracına Dönüştürülüyor Daha da dikkat çekici olan ise Eylül ayında yapılacak Halk Maslahatı toplantısında çalışan emeklilerle ilgili yeni bir teklifin görüşülecek olmasıdır. Bu teklife göre çalışan emekliler iki seçenekten birini seçmek zorunda bırakılacak: Ya çalışmaya devam edip emekli maaşlarından vazgeçecekler ya da emekli maaşlarını almaya devam edebilmek için çalışmayı bırakacaklar. Böyle bir öneri hem sosyal hem hukuki hem de ahlaki açıdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. İnsanlar yıllarca dürüstçe çalıştı, devlete prim ödedi ve bunun karşılığında emeklilik hakkını kazandı. Emekli maaşı devletin bir lütfu ya da yardımı değildir; insanların uzun yıllar boyunca emek vererek kazandıkları yasal haklarıdır. Ancak yetkililer yaşlı vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek yerine şimdi onların bu haklarını sınırlandırmayı tartışıyor. Üstelik bu girişim, hükümetin daha önce emekli maaşlarına uygulanan yıllık yüzde 10'luk artışı kaldırmasının ardından gündeme geliyor. Hayat pahalılığı sürekli artarken emekli maaşlarının alım gücü her geçen yıl daha da düşüyor. Bugün birçok emekli yalnızca maaşıyla geçinemediği için çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Şimdi ise insanlar iki temel hak arasında seçim yapmaya zorlanıyor: Çalışma hakkı mı, yoksa yıllarca emek vererek kazandıkları emekli maaşı mı? Şu soru kaçınılmaz olarak akla geliyor: Devlet, vatandaşların kendi alın terleriyle kazandıkları hakları neden bir baskı ve manipülasyon aracına dönüştürmeye çalışıyor? Ülkenin Gerçek Sorunları Yine Görmezden Geliniyor Yetkililer yıldönümü kutlamalarını, madalyaları ve resmî törenleri konuşurken Türkmenistan çok daha ağır sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Ülkeden kitlesel göç devam ediyor. Gençler geleceklerini artık kendi ülkelerinde değil, yurt dışında arıyor. Yüz binlerce aile geçimini yurt dışında çalışan yakınlarının gönderdiği paralarla sağlıyor. Gıda fiyatları yükselmeye devam ediyor. Çiftçiler ciddi su sıkıntısıyla mücadele ediyor. Bazı bölgelerde elektrik kesintileri ve enerji altyapısındaki sorunlar sürüyor. Vatandaşlar sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişimde ciddi güçlükler yaşadıklarını dile getiriyor. İnsan hakları kuruluşları ise siyasi baskılar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, keyfi yurt dışına çıkış yasakları ve aktivistlerin ailelerine yönelik baskıları belgelemeye devam ediyor. Buna rağmen bu sorunların hiçbiri ülkenin en üst düzey temsil organlarında gerçek anlamda tartışılmıyor. Temsil Yerine Bir Siyasi Gösteri Halk Maslahatı resmî olarak halkın en yüksek temsil organı olarak tanıtılıyor. Ancak halkın katılımı olmadan hiçbir kurum gerçekten halkı temsil edemez. Serbest seçimlerin, bağımsız temsilcilerin, siyasi çoğulculuğun ve ifade özgürlüğünün bulunmadığı bir ortamda gerçek halk temsilinden söz etmek mümkün değildir. Açık tartışmalar yerine toplum, önceden hazırlanmış konuşmaların yapıldığı ve bütün kararların oy birliğiyle onaylandığı gösterileri izliyor. Giderek daha fazla kişi, dar bir yönetici grubunun hem Türkmenistan halkını hem de uluslararası toplumu ülkede toplumsal uzlaşının var olduğuna inandırmaya çalıştığı izlenimine kapılıyor. Oysa özgürlüklerin olmadığı bir yerde gerçek bir toplumsal uzlaşmadan söz etmek mümkün değildir. Bu siyasi gösteri artık saygı değil, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda giderek artan eleştiriler doğurmaktadır. Gerçek Bağımsızlık Vatandaşa Saygıyla Başlar Bir ülkenin bağımsızlığı; düzenlenen törenlerin, askerî geçitlerin ya da dağıtılan madalyaların sayısıyla ölçülmez. Gerçek bağımsızlık; vatandaşların düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, devletin onları gerçekten dinlemesi ve insan hakları ile sosyal adaletin ne ölçüde korunduğuyla ölçülür. Milyonlarca insanın sesi duyulmadığı, önemli sosyal ve siyasi kararların toplumun katılımı olmadan alındığı ve insanların yıllarca çalışarak hak ettiği emekli maaşlarının siyasi bir pazarlık aracına dönüştürüldüğü bir ülkede gerçek halk iradesinden söz etmek mümkün değildir. Dayanç Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu / Türkmenistan, ülkenin geleceğinin ancak kendi halkının sesine saygı duyularak inşa edilebileceğine inanmaktadır. Yetkililer, toplumun hayatını doğrudan etkileyen kararları kapalı kapılar ardında alma uygulamasına son vermeli, vatandaşların yönetime gerçek katılımını sağlamalı, ifade özgürlüğüne saygı göstermeli ve herkesin sosyal ve ekonomik haklarını güvence altına almalıdır. Halk Maslahatı gerçekten halkın sorunlarını çözen bir kurum olmalı; önceden hazırlanmış kararların onaylandığı ve siyasi gösterilerin sergilendiği bir sahne olmamalıdır.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo