“Ücretsiz” Eğitimin Bedeli: Türkmenistan Okullarında Neler Yaşanıyor? Türkmenistan’da yeni eğitim-öğretim yılı, münferit sorunların ötesine geçerek eğitim sistemindeki ciddi ve yapısal problemlere işaret eden haberlerle başladı. Birinci sınıfa başlayan çocukların sayısı azalıyor, öğretmenlerin ders yükleri ve gelirleri düşürülüyor, ailelerin çocuklarını okula hazırlamak için karşılamak zorunda oldukları masraflar giderek artıyor, kayıt dışı para toplama ve yolsuzluk iddiaları devam ediyor. Bunun yanında çocuklar, sağlıkları pahasına saatlerce süren devlet etkinliklerine katılmaya zorlanıyor. 1 Eylül’ün resmi ve bayram havasındaki görüntülerinin arkasında çok farklı bir gerçeklik giderek daha görünür hâle geliyor. Birinci sınıfa başlayan çocukların sayısı azalıyor Azatlık Radyosu’nun 1 Eylül 2026 tarihinde eğitim alanındaki kaynaklara dayanarak yayımladığı bilgilere göre, birinci sınıfa başlayan çocukların sayısında ciddi bir düşüş yaşanıyor. Mary vilayetinde 2020 yılında 38 binden fazla çocuk birinci sınıfa başlarken, 2026 yılında bu sayı yaklaşık 27 bine düştü. Bu, altı yıl içerisinde 11 binden fazla çocukluk, yani yaklaşık %29’luk bir azalma anlamına geliyor. Lebap vilayetinde ise 2020 yılında 31 binden fazla çocuk birinci sınıfa başlarken, bu yıl sayı 20.987’ye geriledi. Düşüş yaklaşık %32,3 seviyesinde. Azatlık’ın aktardığı kaynaklara göre, bazı uzak yerleşim bölgelerinde azalma %50–60’a kadar ulaşabiliyor. Bu rakamlar artık yalnızca eğitim istatistikleri olarak değerlendirilemez. Demografik değişimler, kitlesel iş gücü göçü, ailelerin sosyoekonomik durumu ve nüfusun ülkeden ayrılması gibi olası nedenlerin kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde açıklanması gerekiyor. Bu durum öğretmenleri de doğrudan etkiliyor. Öğrenci sayısındaki azalma nedeniyle sınıfların birleştirildiği, bazı bölgelerde öğretmenlerin tam zamanlı çalışma oranlarının 0,75’e, hatta 0,5’e düşürüldüğü bildiriliyor. Bu da doğal olarak öğretmenlerin gelirlerinin azalması anlamına geliyor. “Ücretsiz” okul gerçekte ailelere ne kadara mal oluyor? Bir diğer ciddi sorun, ailelerin üzerine yüklenen ekonomik yük. Eğitim resmî olarak ücretsiz. Ancak uygulamada her eğitim-öğretim yılının başlangıcında aileler okul forması, spor kıyafeti, ayakkabı, çanta, defter, kırtasiye malzemeleri ve daha birçok zorunlu ihtiyacı satın almak zorunda kalıyor. Üstelik masraflar bununla sınırlı değil. Dayanç İnsan Hakları Platformu / Türkmenistan, daha önce çocukları okula hazırlamanın maliyetini ele alan özel bir video yayımladı. Videonun kendisi kadar vatandaşların videonun altına yazdığı yorumlar da önemliydi. Vatandaşlar gerçek harcamalarını, mevcut aile gelirleriyle gerekli okul malzemelerini satın almanın ne kadar zor olduğunu ve özellikle aynı anda birkaç çocuğu okula hazırlamak zorunda kalan ailelerin karşı karşıya kaldığı ağır ekonomik yükü anlattılar. Azatlık da velilerden okul ve spor kıyafetleri, kırtasiye malzemeleri ve çeşitli okul ihtiyaçları için para toplanmaya devam edildiğini bildiriyor. Bu durumda çok basit bir soru ortaya çıkıyor: Devlet tarafından “ücretsiz” olduğu garanti edilen eğitim, sıradan bir Türkmen ailesine gerçekte ne kadara mal oluyor? Eğer devlet ücretsiz eğitim hakkını garanti ediyorsa, veliler okulların görünmez finansman kaynağı hâline getirilmemelidir. Yolsuzluk sınıflara kadar ulaşıyor Turkmen.news tarafından Aşkabat’taki 55 No’lu okul hakkında yayımlanan bilgiler özellikle endişe verici. Habere göre veliler ve öğretmenler, para toplanması, onarımların veliler veya öğretmenler tarafından finanse edilmesi, eski ekipmanların kullanılmaya devam edilmesi ve olası yolsuzluk uygulamalarından söz ediyor. Bilgisayar sınıflarının ve teknik ekipmanın yenilenmesi için Ekim 2025’te kaynak ayrıldığı, ancak öğrencilerin hâlâ yaklaşık yirmi yıl önce alınmış bilgisayarları kullandığı iddia ediliyor. Bazı okul ihtiyaçlarının fiilen velilerin parasıyla karşılandığına ilişkin bilgiler de bulunuyor. Daha da ciddi olan ise çocuklara yönelik muamele hakkındaki iddialar. Kaynaklara göre bazı öğretmenler öğrencilere bağırıyor, telefonlarına el koyup kontrol ediyor ve fiziksel cezaya başvurabiliyor. Bunlar son derece ciddi iddialardır. Böyle durumlarda sessizlik veya idari örtbas değil, ifade vermeye hazır çocukların, velilerin ve öğretmenlerin güvenliğini sağlayacak bağımsız ve tarafsız bir soruşturma gereklidir. Altı yaşındaki çocuklar televizyon görüntüsü uğruna güneş altında bekletiliyor Azatlık’ın 31 Ağustos tarihli haberi çok daha temel bir soruyu gündeme getiriyor: Eğitim nerede bitiyor ve çocukların devlet propagandası amacıyla kullanılması nerede başlıyor? Haberde aktarılan kaynaklara göre, Aşkabat’ta birinci sınıfa başlamaya hazırlanan altı yaşındaki çocuklar, eğitim yılının açılışı ve devlet televizyonu çekimleriyle bağlantılı provalara katılmak zorunda bırakıldı. Çocukların saatlerce güneş altında bekletildiği ve prova yaptırıldığı bildirildi. Bazı çocukların rahatsızlandığı, hatta bayılma vakalarının yaşandığı ifade edildi. Daha da kaygı verici olan, rahatsızlanan çocukların her zaman hemen evlerine gönderilmediğine ilişkin iddialardır. Kaynaklara göre bazı durumlarda öğretmenler sağlık görevlilerini çağırmak zorunda kalmış ve çocuklar ancak müdahale sonrasında etkinlikten ayrılabilmiştir. Eğer bu bilgiler doğruysa, burada artık okul disiplini veya törensel bir etkinliğe hazırlıktan söz edilemez. Altı yaşındaki bir çocuğun sağlığı, kusursuz bir televizyon görüntüsü uğruna feda edilemez. Hiçbir cumhurbaşkanının, bakanın, okul müdürünün veya devlet televizyonunun çıkarı; çocuğun sağlığından, onurundan ve esenliğinden daha üstün değildir. Eğitim korku ve zorlamanın üzerine kurulamaz Bütün bu haberleri birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Aileler çocuklarını okula hazırlamakta giderek daha fazla ekonomik güçlük yaşıyor. Öğretmenlerin ders yükleri ve gelirleri azaltılıyor. Öğrenci sayıları ciddi biçimde düşüyor. Kayıt dışı para toplama ve yolsuzluk iddiaları devam ediyor. Bazı okullarda çocuklara yönelik aşağılayıcı veya fiziksel şiddet içeren davranışlar gündeme geliyor. Aynı zamanda öğrenciler, esas amacı resmî televizyon görüntüsü oluşturmak olan uzun süreli kitlesel etkinliklere katılmaya devam ediyor. Dolayısıyla sorun bir okulun, bir müdürün veya tek bir eğitim yılının çok ötesindedir. Temel soru şudur: Devlet sistemi içerisinde çocuğun yeri nedir? Çocuk, hakları ve insanlık onuru bulunan bir birey olarak mı görülüyor, yoksa resmî etkinliklerde kullanılabilecek ve idari olarak kontrol edilebilecek bir unsur olarak mı değerlendiriliyor? Dayanç İnsan Hakları Platformu / Türkmenistan, okullardaki kayıt dışı para toplama ve yolsuzluk iddialarının bağımsız biçimde soruşturulmasını; eğitim kurumlarına ayrılan kamu kaynaklarının tamamen şeffaf hâle getirilmesini; veliler, çocuklar ve öğretmenler için güvenli şikâyet mekanizmalarının oluşturulmasını; her türlü fiziksel ve psikolojik şiddete son verilmesini ve reşit olmayan çocukların uzun süreli devlet etkinliklerine zorunlu olarak katılmasının tamamen kaldırılmasını talep etmektedir. Öğrenci sayısındaki keskin düşüş ve öğretmenlerin kötüleşen çalışma koşulları konusunda da yetkililerin kamuoyuna açık ve somut açıklamalar yapması gerekmektedir. Okul, çocuğun eğitim aldığı, geliştiği ve kendisini güvende hissettiği bir yer olmalıdır. Velilerin sürekli ödeme yapmak zorunda bırakıldığı, öğretmenlerin geçim kaynaklarını kaybetme korkusu yaşadığı, çocukların saatlerce güneş altında bekletildiği ve ciddi sorunların özenle hazırlanmış televizyon görüntülerinin arkasında gizlendiği bir kurum hâline gelmemelidir. Dayanç İnsan Hakları Platformu / Türkmenistan 2 Eylül 2026
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.