Özgür İnternet Olmadan “Akıllı Toplum”: Türkmenistan Işıkları Kapatarak Dijital Bir Gelecek İnşa Ediyor Türkmenistan’da bir kez daha gelecekten söz ediliyor. Arkadağ’da gençlerle düzenlenen bir toplantıda Gurbanguli Berdimuhamedov; yapay zekânın, start-up’ların, uluslararası eğitim kümelerinin ve “akıllı toplum” anlayışının geliştirilmesi çağrısında bulundu. Aynı zamanda gençler, internet ortamındaki “yabancı görüşler ve yanlış değerler” konusunda uyarıldı. Bu, Türkmenistan’daki dijitalleşmenin neredeyse kusursuz formülü: Cesur düşünün — ama lütfen fazla bağımsız düşünmeyin. İnterneti kullanın — ama internetin tamamını değil. Yenilik üretin — fakat önce bu yeniliğin ideolojik açıdan uygun olduğundan emin olun. Nezavisimaya Gazeta, yaşananları oldukça isabetli bir şekilde Türkmenistan’ın “dijital yolun kenarına” sürüklenmesi olarak tanımlıyor. Ancak sorun teknolojinin çok ötesinde. Türkmenistan’daki internet kısıtlamaları, her şeyden önce bir insan hakları meselesidir. Bilgiye Erişim Olmadan Yapay Zekâ Küresel internetin önemli bir bölümüne erişilemiyorken ve kullanıcılar sürekli olarak engellemeleri aşmanın yollarını aramak zorunda kalıyorken Türkmenistan’ın nasıl start-up’lar kurması, yapay zekâyı geliştirmesi ve uluslararası düzeyde rekabet edebilecek uzmanlar yetiştirmesi bekleniyor? Modern teknolojiler dijital bir boşlukta gelişemez. Bunun için uluslararası bilimsel kaynaklara, yazılım platformlarına, mesleki topluluklara ve özgür bilgi alışverişine erişimin yanı sıra tartışma, araştırma ve hata yapma özgürlüğü de gereklidir. Toplum adına önceden hangi bilgileri görebileceğine ve hangi düşüncelerin kabul edilebilir olduğuna karar vererek “akıllı toplum” inşa edemezsiniz. “Yabancı görüşler” şeklindeki belirsiz uyarı ise özellikle dikkat çekicidir. Hangi görüşün “yabancı” olduğuna kim karar verecek? Hukuki kriterler nerede? Bir internet sitesinin engellenmesine itiraz etme imkânı nerede? Bağımsız mahkeme nerede? Tanımlar belirsiz olduğunda, bilgiye erişimi ve farklı düşünceleri keyfî biçimde sınırlandırmak için son derece kullanışlı araçlara dönüşürler. İnternet Devletin Vatandaşa Verdiği Bir Hediye Değildir İnternete erişim, bilgi ve düşünceleri arama, edinme ve yayma özgürlüğüyle doğrudan bağlantılıdır. Bu ilkeler, diğer uluslararası düzenlemelerin yanı sıra, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 19. maddesi kapsamında korunmaktadır. Elbette internet kuralsız bir alan değildir. Devletler siber suçlarla, çocukların istismarıyla, dolandırıcılıkla ve diğer gerçek tehditlerle mücadele edebilir. Ancak hedefli, hukuka uygun ve gerekli sınırlamalar ile devletin milyonlarca vatandaş adına dünyanın hangi bölümünü görmelerine izin verileceğine fiilen karar verdiği bir sistem arasında çok büyük bir fark vardır. İnternet engellemeleri aynı zamanda eğitimi, bilimsel araştırmaları, girişimciliği, mesleki gelişimi ve vatandaşların bağımsız medya ile insan hakları kaynaklarına ulaşabilmesini de doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla dijital izolasyon, temel hak ve özgürlüklerle ilgili çok daha geniş bir sorunun parçasıdır. Gençlere Bir Gelecek Sunuluyor — Ancak O Geleceği Kendilerinin Seçmesine İzin Verilmiyor Gençlerden “cesur fikirler” üretmelerini istemekte özellikle acı bir ironi var. Cesur bir fikir, rahatsız edici sorular sorabilme özgürlüğüyle başlar. Yenilik; öğrencinin öğretmeniyle tartışabildiği, araştırmacının bir devlet programını eleştirebildiği, gazetecinin resmî açıklamaları doğrulayabildiği ve bir gencin yabancı bir internet sitesini açarken şüpheli bir şey yapıyormuş gibi hissetmediği ortamlarda ortaya çıkar. Devlet gerçekten eğitimli, teknolojik açıdan donanımlı ve girişimci vatandaşlar istiyorsa, bağımsız düşünen insanları potansiyel bir tehdit olarak görmekten vazgeçmelidir. Yaratıcılık talep edip bağımsız düşünceyi cezalandıramazsınız. En Önemli Modernleşme Yeni Bir “Akıllı Şehir” Değildir Bir başka görkemli şehir daha inşa edilebilir. Sensörler, kameralar ve dijital ekranlar yerleştirilebilir. Yeni bir teknolojik konsept daha ilan edilebilir. Ancak “akıllı toplum”, sahip olduğu elektronik cihazların sayısıyla ölçülmez. Akıllı toplum insanla ve insan haklarıyla başlar. İnterneti açın. Uluslararası eğitim ve bilim kaynaklarına gerçek erişim sağlayın. Bağımsız bilgi kaynaklarının önündeki engelleri kaldırın. İnternet kaynaklarının engellenmesine ilişkin şeffaf kurallar oluşturun ve bu kararların bağımsız yargı önünde etkili biçimde denetlenmesini sağlayın. Akademik özgürlüğü ve gençlerin bağımsız olarak bilgi edinme hakkını güvence altına alın. Belki o zaman yapay zekâ, start-up’lar ve dijital ekonomi kürsülerden söylenen güzel sözler olmaktan çıkarak gerçek bir kalkınma stratejisine dönüşebilir. Şimdilik ise karşımızda Türkmenistan’a özgü çarpıcı bir teknolojik paradoks bulunuyor: Yetkililer “akıllı bir toplum” inşa etmek istiyor, ancak görünüşe göre kendi başına düşünmeye başlayan bir toplumdan hâlâ korkuyorlar. Kaynak: Nezavisimaya Gazeta, “Türkmenistan Dijital Yolun Kenarına Sürükleniyor”, 6 Eylül 2026.
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.